Anasayfa / ADIYAMAN HATIRALARI / ABİM HÜSNAY VE BEN. 2/ANILAR/KAR TANESİ

ABİM HÜSNAY VE BEN. 2/ANILAR/KAR TANESİ

 

Çocukluk yıllarımız, 1970 li yıllar ; Adıyaman’da yaşadığımız yıllar yani. Yazın okul tatili bilindiği üzere uzunca bir süre ve herkes tatille gidemezdi. Ben ve ailem şanslıydık sanırım , her yaz tatilinde bir yerlere giderdik. Almanya’da ablamlar , İstanbul’da abimler falan mutlaka gider görürdük onları. Geriye kalan zamanlarda biz çocukken , bila istisna hemen hemen her çocuk sanat öğrenmek için bir yerlere girer ve çalışırdı. Bende , akrablarımızın yanında marangozluk ve mobilyacıda çocukken çalıştım. Kendi ellerimle kendime bir kumbara yapmıştım ve maviye boyamıştım. Her sabah okula giderken , babam anneme para bırakır ve annem’de bizlere harçlık verirdi. Birde çalıştığım dönemlerde aldığım haftalıklar, bayramlarda falan. Uzunca bir zaman yapmış olduğum o kumbaraya para atar biriktirdim. Bir bayram günüydü hiç unutmam, yine harçlık aldık büyüklerimizden ve ben yine kumbarama attım . Bir kaç gün sonra abin Hüsnay ,bana dediki kumbaranı açalım seninle bir şeyler yapalım, bir yerlere gidelim. Bundan önceki yazımdada belirttiğim gibi, büyüklerimize saygı inanç önemliydi ve yapılırdı onların dedikleri . Abim benden 4 yaş büyüktü ve aldığı harçlıklarını hep harcardı, hiç biriktirmezdi yani. Kumbaramı dikkatlice açtık ve paraları çıkarttık. Tekrar o yapmış olduğum kumbaramın çivilerini çaktım ve tekrar biriktireyim diye . Abimle beraber paraları alıp, önce lokantaya gidip karnımızı doyurduk. Ardından sinemaya gittik, sinemadan sonra pastaneye gidip baklava ve dondurma yedik hesaplar hep benden tabiki. Geç olmuştu ve eve dönmemiz gerekiyordu. Eve giderken , Adıyaman’ı bilenler bilir, Ulu Camminin karşı tarafında yani yeni hamamın tam karşı köşesinde manav vardı. Turfanda olan yani daha tam olarak çıkmamış meyveleri ilk o manav getirirdi. Eve dönerken tamda o manavda hurma gördük , küçük kuru hurma değil , yani oruç açılırken yenilen değil. Bildiğimiz , büyük kavuniçi renkte meyve olan hurma. Abimde bende çok severdik ,gerçi hallen seviyoruzda. Bir kaç kilo aldık ve evin yolunu tuttuk, parası benim kumbaradan çıkan parayla oldu tabiki yine. Eve geldik , hurmaları anneme verdik yıkasın diye , anacığım yıkayıp getirdi abim ve benim önümüze koydu. Abim büyüğüm ya, o pay ediyor kendi aramızda sözüm ona. Al bu sana , buda bana deyip küçük olanı bana büyük olanı kendine alıyor. Dayanamayıp bağırdım yüksek sesle, neden bana küçük olanı veriyorsun ? Birde bunların ve tüm her şeyin parasını ben ödedim niye? Abimin cevabı , sen küçüksün o yüzden küçük hurma sana ben büyüğüm büyük hurma bana . Tabi ki her zaman olduğu gibi , ben sesimi çıkarmadım ,saygıdanmıdır yoksa büyüklere inandığımızdanmıdır . O günleri çok ama çok özlüyorum, tüm dillerde saygılar , sevgiler. ( Şefik Elmas )

Hakkında Şefik Elmas

Şefik Elmas

Ayrıca kontrol et

ADIYAMAN SENI GÖRMEK ISTERIM

Insan memleketinden ayri düsünce yuvasini kaybetmis kuslara benzer. Kanatlari kirik, ucmasini bilemez. Mevsimler hep ayaz, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: